Sanem'in blogunda yumurtalarda yetişen kaktüsleri gördüğümde ampulde yetişen kaktüsümü yazmıştım, merak ettiğini görmek istediğini yazmıştı... Sürpriz yapmaya bayılan ben kütüphanemi kazıdım.Çok çöpçüyümdür ben, öyle çok şeyi saklarımki :)Tabii bunda az taşınmış olmanın da etkisi var.{Ortaokul defterlerim duruyordu yakın zamana kadar,üstelik aralarından derste konuşamayıp birbirimize yazdığımız notlarla birlikte :)}

Dolayısıyla 1995 Şubat ayında hediye gelen irice bir ampülün içinde, 3 parmak toprağın üzerine ekilmiş minik bir kaktüsü yıllarca yaşatamamış, bir tatil dönüşü kaktüsümü artık sulayamayacağımı farkettiğimde içini boşaltıp ampülü bugüne kadar sakladım. Sulama sistemi bile düşünülmüştü hediyeyi hazırlayan tarafından :) İğnesi çıkartılıp yerine takılan 8 cm kadar minik bir hotumcukla sulanıyordu kaktüsüm :)
Yani bu ampül tam 12 yaşındaydı! dı çünkü bu akşam hiç ama hiç sakar olmayan ben onu elimden düşürdüm :(
Duy yerinden içeri atabileceğim kadar minik bir kaktüs bulmak için kuzenime gittim elimde ampülümle, çapı 1cm'den büyük olmaması gerekiyordu. Her ebatta kaktüsü olan kuzenimin hemencik yukarda fotoğrafı olan miniciği buldu tabii ki. Yugoslavya'dan yeni döndükleri için koyu bir sohbete dalıverdik ayaküstü; bir elimde minicik kaktüsüm diğer elimde parmağımı duydan içeri taktığım ampülüm. Üzerindeki parmak izlerini pantolonumda yok ederken kayıverdi parmağımdan!
12 yıl yerde parçalara ayrıldı...!
Bakakaldım arkasından...
O bana hediye geldiği gün ne çok üzgündüm! Canım dedem hastaydı, yatağında O'na muhallebi yedirmiştim bir bebeği yedirir gibi. Konuşamadığı için örgülü saçımın ucunu tutup teşekkür eder gibi oynamış ve gözlerini gözlerimden hiç ayırmamıştı... Sadece 1 ay sonra da kaybetmiştik maviş-yakışıklı-koca çınar dedemi...
Bu akşam elimden kayıp parçalanan sadece 12 yaşındaki bir ampülden çok daha fazlasıydı...
~mrl~