Sunday, November 25, 2007

Kasım sonunda İstanbul...

Harika bir Pazar günü yaşadık İstanbul'da... Dalgalar ve martılar şov yaptılar...
İstanbul'u özleyenler görsün istedim.Herkesin vapurdan martılara simit atmışlığı vardır mutlaka :) Arkada beyaz köpükleri görmeyi beklerken birileri simit atmaya başladı.Bende bu fırsatı değerlendirdim...

~mrl~

Saturday, November 17, 2007

Roma Günleri - 2


İlk hristiyan imparator Constantinus, 324 yılında San Pietro Bazilıkası'nı Havari Petrus'un mezar yeri olduğu yere yaptırmış. 846 yılında Sarazenler tarafından Bazilika yağmalanmış ve Papa IV.Leo kilisenin etrafını yüksek duvarlarla kapattırmış. Bu yüzden Leonine Kenti olarak adlandırılmış ancak daha sonra Etrüks dilindeki adıyla Vatikan olarak adı değiştirilmiş.
Vatikan 1378'den sonra papaların ikametgahı haline gelmiş.1929'da Laterano Antlaşması'ndan sonra İtalya'dan bağımsız egemen bir devlet olmuş. Papa bu minik devletin tek hakimi oluyor.
Azizlere, şehitlere ve meleklere ait 140 heykeli olan bu devasa yapının Bazilikasında 60.000 kişilik ibadet alanı var.Bu sayı Vatikan'nın nüfusunun 100 katından bile fazlaymış :)



Vatikan muhafızları Michelangelo tarafından tasarlanmış mavi, kırmızı, turuncu renkli üniformalar giyiyorlar. Michalengelo her yaptığı ile Papa'ya aykırı gelirmiş.Üniformaları da o yüzden mi bu renklerle tasarladı merak ediyorum :)





Dan Brown' ın Melekler ve Şeytanlar isimli kitabında İsviçreli muhafızların kıyafetlerine espirili bir dokundurma var...




Vatikan San Pietro Meydanı, San Pietro Bazilikası, papalık sarayı ve bahçelerini kapsayan 1 km2'lik alandan oluşuyor. İlave olarak bazı yerler daha var, tabii isimlerini hatırlamıyorum.

Bazilika ve müzeyi gezmek tüm günü alıyor... 2. fotoğraftaki meydana geldiğimde tam bir hayal kırıklığı yaşadım! Her yer içeri girmek için bekleyen kalabalık kuyruklarla doluydu.Yanıma gelen şeker bir bayan tur düzenlediklerini, nereleri gezdireceklerini anlattı. Birde öğrenci miyim diye sordu :) Çok nazik olduğunu söyleyip teşekkür ettim :P

Tur gayet uzun sürdü, harika heykeller, yer mozaikleri, duvar halıları, kopyalarını bildiğim tablolar gördüm...

Birde cam bir tabuta konmuş Papa gördüm, fotoğraf çekilmesini engellemek için güvenlik sürekli yanında duruyordu. Kırmızı kaftanıyla bembeyazdı. Bakamadım!!

Bazilika'nın en üst noktasına kadar çıktım.İnanılmaz dar ve çok merdivenlerden çıkılıyor.Yorulup dinlenmek istesen yolu kapatıyorsun, sadece tek kişinin geçebileceği genişliği var! Hatta kubbe şeklinde olduğu için bazı yerlerde dik bile yürünmüyor.Eğri yürümekten tansiyonum düştü hissi verdi bana :)

Ama yukarı çıkınca 2. karedeki bu klasik fotoğrafı kendim çekme şansı buldum :)


Burada en çok şaşırdığım, tüm kubbenin etrafı sabit şamdanlarla doluydu, hangi babayiğit bunlara mum yada yanan başka ne kullandılarsa yerleştirmeyi nasıl başardı düşünemiyorum :)





Keyifli bir Roma gününün ayrıntıları böyleydi işte...

~mrl~

Saturday, November 10, 2007

Roma Günleri - 1

Nasıl anlatıcam, nerden başliycam hatta ''yok yok anlatamiycam!'' paniğinden sonra rüya gibi geçen Roma günlerini ne kadar zorlarsam zorlayayım o tadı vererek yazmanın mümkün olmadığını farkederek ve herşeyi bir çırpıda anlatmak yerine birkaç yazı hazırlayabileceğimi düşünerek NiHaYEt başlıyorum! Gecikme için affedin, cidden paniğe kapıldım :)

Sabah erkenden havaalanındaydım, THY' ı tercih ettiğim için çok mutluydum...

Hava ise süper güzeldi, dolayısıyla bulutların üstünde olmanın tadını çıkartarak heran fotoğraf çektim...

Fiumicino Havaalanına indik.2 saat 10 dakika sürdü uçuş. Trenle Termini'ye gittim. Harika bir tren garı, tabii bunu gittiğim gün değil dönerken farkettim. Altında alışveriş merkezi ve metro var. Ülkenin birçok noktasına kalkan tren isimleriyle doluydu panolar. İstasyondan çıkıp taksi ile otele gittim...Takside gps vardı, benim komik telafuzumla söyleyemediğim otel adını yazdı taksici ve benimle italyanca konuşmaya çalıştı. Bu kısmına çok gülüyorum işte. Bilmediğini söyleyince vazgeçmiyorlar, bizim gibiler aynı :) Çok sıcak ve iyi niyetli insanlar. Bizde de böyle yaparlarya, karşındaki anlamıyorum deyince hece hece ve yüksek sesle + el-kol yardımı ile anlatmaya çalışmalar! Öyle çok yaşadım ki bunu :) Yazmadan geçemeyeceğim bir başka detay ise çok çapkın İtalyan erkekleri! Yalnız gitmeyi düşünen bayanlara duyurulur, aman dikkat !!'

Çapkın şöför beni otele bıraktı, eşyaları yerleştirip fırladım.Henüz çok erkendi, otelden haritayı alıp sağa-sola dikkatle bakıp oteli bulamama ihtimalini ortadan kaldırmaya çalışarak keşfe başladım.

Bu Tevere (Tiber)nehrinin üzerindeki köprüden çektiğim ilk kare, bu harika yapının ne binası olduğunu dilerim sormazsınız, bilmiyorum :P

Aslında hergün önünden geçtim ama sadece İtalyanca yazıyordu...


Piazza Navona halka açık gösterilerin ypıldığı harika bir meydan.. Her ne kadar ben yağmurlu bir günde bu fotoğrafı çekmiş olsamda cafelerle dolu burası.Hafta sonu ise herkes birşeyler satıyordu yine burada...





Ben İtalya'da turizm sezonu diye birşey varmı bilmiyorum ama birçok eserin etrafı çevrilmiş ve çalışmalar vardı.İşte onlardan biri! Plexinin arkasındaydı ve yağmurla birleşince nefis bir sonbahar çıktı ortaya...

Turizm demişken, ben artık bizim ülkemize turist gelmediği kanaatindeyim! İtalyanlara bay getirtecek kadar, çok hatta tarif bile edemeyeceğim kadar çok turist vardı Roma'da...

Tabii ki Fontana di Trevi - Trevi Çeşmesi ...

Dev bir sahne dekoru gibi ama hiç beklemediğiniz bir yerde ve anda önünde buluyorsunuz kendinizi ! Çünkü hep geniş açı objektiflerle çekilmiş fotoğraflarını görmüş olup ve onca meydanlardan geçtikten sonra kocaman bir yer beklerken mahalle arası hissi veren bir yerde karşınıza çıkıyor işte bu 18.yy'la ait eseri!

Aslında bu çeşme, bir zafer takı ve eski Palazzo Poli sarayının ön cephesi. Mitolojik yaratıklardan oluşuyor. Resimde de görülen üzerlerine tritonların bindiği, iki kanatlı denizatının çektiği bir deniz kabuğuna binmiş Neptün figürü ortadadır.Şaha kalkmış at denizin hırçınlığını, sakin olan ise dinginliği simgeler...

Gelelim inanışa :)

Roma'ya birkez daha gelmek istiyorsanız, bir bozuk parayı sağ elinizlesol omuzunuzun üstünden Trevi Çeşmesi'ne atmanız gerektiği söylenir.

Tabii ki paralar atıldı,beraberinde benim bir dileğim, diğeri ise minik melek aşk böceğim için :)

Sırada Vatikan var...

~mrl~

p.s. Heryer o kadar kalabalıktı ki, fotoğraf çekmek hep problem oldu...

Tuesday, October 30, 2007

Rüya Şehir Roma


Rüya gibiydi, herşey çok güzeldi...
Hava harikaydı, güneşli ve çok sıcaktı :)
İtalya' da pizza yedikten sonra birdaha eskisi kadar keyifle pizza yiyemeyeceğim burada. Ben ki yemekle arası olmayan biri olarak ara sokaklarda küçük restorantlarda saatler geçirdim :)
Herşey o kadar keyifliydi ki, doğru kelimeleri bulur bulmaz anlatacağım nasıl bir tatil geçirdiğimi :)
cioa
~mrl~

Wednesday, October 24, 2007

Mutlu Roma Yolcusu

Ben yine gidiyorum :)
Amsterdam istemiştim ama Roma'ya gitmeye karar verdim... Hava tahminleri kapalı diyor, hatta yarın yağmurlu olucakmış. Dolayısıyla pırıl pırıl fotoğraflarla gelebilecekmiyim bilmiyorum ama keyifli olacağından hiç şüphem yok... Üstelik heykelleri ne kadar çok sevdiğimi düşünücek olursak şap-şahane olucak...

Roma' dan yeni fotoğraflar yakında burada :)
~mrl~


p.s. fotoğraf Google'dan...

Saturday, October 20, 2007

Benim favori filmim...

Sevgili Archisugar beni sobelediğinden beri düşünüyorum, en sevdiğim en etkilendiğim film hangisiydi?

Çok film var muhakkak keyif aldığım, defalarca izlediğim ama Eternal Sunshine'ın yeri benim için başka...


Jim Carrey (Joel) ve Kate Winslet (Clementine) başrollerde harika bir film çıkarmışlar... Genelde herkes bu filmi söylediğimde Jim Carrey'den hoşlanmadığını söyler ama bu filmdeki rol ve performansa izleyip karar verin derim.Sinema tarihinin en iyilerinden biri kabul edilen bu film nedense çok duyulmadı yada duyurulmadı!

Konusuna gelince, Joel iki yıl boyunca birlikte olduğu sevgilisinden şok edici bir haber alır. Clementine teknolojik bir deneye katılıp denek olmayı kabul etmiş, hafızasını sildirerek Joel'i tamamen hayatından çıkarmış hatta onu hatırlamamaktadır! Joel deliye döner ve aynı işlemden geçmek ve sevgilisini hafızasından sildirmek ister...

Olaylar bu noktada bambaşka bir hal alıyor, ben daha fazla anlatmiycam :)

NTV-MSNBC' de şöyle demiş bu film için;

İSTANBUL - ‘Sil Baştan’ konusunu anlatarak ifade edilemeyecek kadar derin anlamlar içeren bir film. Karşımızdakine zaten öyle bir insan olduğu için aşık olduğumuzu unutarak ilişkileri bir iktidar çatışmasına dönüştürüp hayatlarımızı yok yere zehir ettiğimizi anlatıyor film.


İzleyin derim :)
~mrl~

Sunday, October 7, 2007

EFES PİLSEN - MINNESOTA TIMBERWOLVES

İlk defa bir NBA takımı ülkemize geldi ve Efes Pilsen ile dostluk maçı yaptı...

Kaçırılmayacak bir maçtı, kaçırmadım :)

Abdi İpekçi'de heyecan doruktaydı, televizyondan izlemekte keyiflidir ama orada olmak bambaşka... Faul atışlarında öyle bir sessizlik oluyor ki oyuncunun topu sektirmesinin sesini çok net duyabiliyorsun!

Maç çok kafa kafaya gitti ve kesinlikle Efes' in hakkıydı! Minnesota NBA'in çok güçlü takımlarından biri değil ok ama yine de bir NBA takımı... Bizim oyuncularımız o kadar çok 3'lük ve faul kaçırmasaydılar bu maç belkide 10 sayı farkla Efes Pilsen' nindi! Hatta Minnesota potasının altında bir türlü basket olmayan topla savaşmak zorunda kaldılar zaman zaman.

Hele son sette Minnesota farkı neredeyse 10 sayıya çıkarmışken Efes coştu, farkı kapattı, atılan 3'lükle eşitlik sağlandı (tabii salonda kıyamet kopuyor- tezahüratlar coşmuş), aldık bu maçı derken üfff yani...

Sadece 3 sayı ile yenildik !!! 81-84 !!!
Ama gerçektende tam bir dostluk maçıydı, Minnesot'nın da attığı tüm basketler alkışlandı, son set hariç tabii :) Son sette konsantrasyonu bozmak istercesine yuh çekti izleyici... Hiç gerek yoktuya, neyse...

Molalarda ise televizyonda sürekli reklam girdiklerinden hiç izleyemediğimiz Efes Pilsen Smatch Team'in showu süper güzeldi... Video aradım herkesin izlemesi için ama bulamadım...

Yorumların tamamını henüz okumadım ama Efes Pilsen adına başarıdır bu skor...

Her attığımız basket olsa keşke...

~mrl~

p.s. Fotoğraf NBA websayfasından...